4857 sayılı İş Kanunu�nun
46 ve 55. maddelerinde işçilere ne gibi durumlarda izin verileceği
belirtilmiştir.
46.madde �Bu Kanun kapsamına
giren işyerlerinde, işçilere tatil gününden önce 63 üncü maddeye göre belirlenen
iş günlerinde çalışmış olmaları koşulu ile yedi günlük bir zaman dilimi içinde
kesintisiz en az yirmidört saat dinlenme (hafta tatili) verilir. Çalışılmayan
hafta tatili günü için işveren tarafından bir iş karşılığı olmaksızın o günün
ücreti tam olarak ödenir.
Şu kadar ki;
a) Çalışmadığı halde kanunen
çalışma süresinden sayılan zamanlar ile günlük ücret ödenen veya ödenmeyen
kanundan veya sözleşmeden doğan tatil günleri,
b) Evlenmelerde üç güne kadar,
ana veya babanın, eşin, kardeş veya çocukların ölümünde üç güne kadar verilmesi
gereken izin süreleri,
c) Bir haftalık süre içinde
kalmak üzere işveren tarafından verilen diğer izinlerle hekim raporuyla verilen
hastalık ve dinlenme izinleri,Çalışılmış günler gibi hesaba katılır.
Zorlayıcı ve ekonomik bir sebep
olmadan işyerindeki çalışmanın haftanın bir veya birkaç gününde işveren
tarafından tatil edilmesi halinde haftanın çalışılmayan günleri ücretli hafta
tatiline hak kazanmak için çalışılmış sayılır. Bir işyerinde işin bir haftadan
fazla bir süre ile tatil edilmesini gerektiren zorlayıcı sebepler ortaya çıktığı
zaman, 24 ve 25 inci maddelerin (III) numaralı bentlerinde gösterilen zorlayıcı
sebeplerden ötürü çalışılmayan günler için işçilere ödenen yarım ücret hafta
tatili günü için de ödenir. Yüzde usulünün uygulandığı işyerlerinde hafta tatili
ücreti işverence işçiye ödenir�
şeklinde düzenlenmiştir.
55.madde �Aşağıdaki süreler
yıllık ücretli izin hakkının hesabında çalışılmış gibi sayılır:
a) İşçinin uğradığı kaza veya
tutulduğu hastalıktan ötürü işine gidemediği günler (Ancak, 25 inci maddenin (I)
numaralı bendinin (b) alt bendinde öngörülen süreden fazlası sayılmaz.).
b) Kadın işçilerin 74 üncü
madde gereğince doğumdan önce ve sonra çalıştırılmadıkları günler.
c) İşçinin muvazzaf askerlik
hizmeti dışında manevra veya herhangi bir kanundan dolayı ödevlendirilmesi
sırasında işine gidemediği günler (Bu sürenin yılda 90 günden fazlası
sayılmaz.).
d) Çalışmakta olduğu işyerinde
zorlayıcı sebepler yüzünden işin aralıksız bir haftadan çok tatil edilmesi
sonucu olarak işçinin çalışmadan geçirdiği zamanın onbeş günü (işçinin yeniden
işe başlaması şartıyla).
e) 66 ncı maddede sözü geçen
zamanlar.
f) Hafta tatili, ulusal bayram,
genel tatil günleri.
g) 3153 sayılı Kanuna
dayanılarak çıkarılan tüzüğe göre röntgen muayenehanelerinde çalışanlara
pazardan başka verilmesi gereken yarım günlük izinler.
h) İşçilerin arabuluculuk
toplantılarına katılmaları, hakem kurullarında bulunmaları, bu kurullarda işçi
temsilciliği görevlerini yapmaları, çalışma hayatı ile ilgili mevzuata göre
kurulan meclis, kurul, komisyon ve toplantılara yahut işçilik konuları ile
ilgili uluslararası kuruluşların konferans, kongre veya kurullarına işçi veya
sendika temsilcisi olarak katılması sebebiyle işlerine devam edemedikleri
günler.
ı) İşçilerin evlenmelerinde üç
güne kadar, ana veya babalarının, eşlerinin, kardeş veya çocuklarının ölümünde
üç güne kadar verilecek izinler.
j) İşveren tarafından verilen
diğer izinler ile 65 inci maddedeki kısa çalışma süreleri.
k) Bu Kanunun uygulanması
sonucu olarak işçiye verilmiş bulunan yıllık ücretli izin süresi.�
şeklinde düzenlenmiştir.
56�ncı madde de ise yıl içinde
verilmiş bulunan diğer ücretli ve ücretsiz izinler veya dinlenme ve hastalık
izinlerinin yıllık ücretli izinden mahsup edilemeyeceği öngörülmüştür.
Sonuç:
İhtiyaçtan kaynaklanan işe
devamsızlık halleri mazeret izni olarak tanımlanabilir. Mazeret izni İş
Kanununda ayrıntılı olarak düzenlenmemiştir. İş Kanunu�nun 49�ncu maddesinde yer
alan �Hasta, izinli veya sair sebeplerle mazeretli olduğu hallerde dahi aylığı
tam ödenen aylık ücretli işçilere�� ifadesi dışında bir başka hüküm yoktur.
Yıllık ücretli iznin uygulanmasını
düzenleyen İş Kanunu�nun 56.maddesi �yıl içinde verilmiş bulunan diğer ücretli
ve ücretsiz izinler veya dinlenme ve hastalık izinleri yıllık ücretli izinden
mahsup edilemez� hükmü ile yoruma neden olmayacak açıklıkta bir düzenleme
getirmiştir.
Yazar: Cumhur Sinan ÖZDEMİR
Tarih: 2007-12-11