DAVA : Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar,miras bırakanlarının mal kaçırmak amacıyla 8 parça taşınmazını davalıya devrettiğini,amacın bağış olduğunu ileri sürüp muvazaa nedeniyle tapu kayıtlarının iptali ile muris adına tesciline,olmadığı takdirde tenkisine karar verilmesi isteğinde bulunmuşlardır. Davalı, murisin bakım ihtiyacı nedeniyle taşınmazları devrettiğini, ölünceye kadar murise baktığını,murisin tasarruf nisabını aşmadığını belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece,dava konusu taşınmazların davalıya devrinin muvazaalı olmadığı,murisin bakım ihtiyacı nedeniyle taşınmazları davalıya devrettiği,ölünceye kadar bakma akdiyle devirde tenkis istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar,davacılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla;Tetkik Hakimi raporu okundu,düşüncesi alındı.Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali,tescil veya tenkis istemine ilişkindir. Mahkemece,davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden,toplanan delillerden miras bırakanın kayden maliki bulunduğu 9.10.11.19 ve 108 ada 20 parsel sayılı taşınmazlarını 4.4.1996 tarihli akitle ve ölünceye kadar bakma aktiyle davalıya temlik ettiği, bunun yanında 1,20 ve 26 parsel sayılı taşınmazlarını da 5.2.1993 tarihinde kesinleşen kadastro tesbiti ile harici bağışına dayalı olarak ve muvafakat beyanına göre davalı adına tescilini sağladığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere;ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi,taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir bağıttır. (B.K.m.5ll).Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir.Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlu suda bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer.(B.K.m.514).Hemen belirtmek gerekir ki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir.Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması,yada alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz.
Kural olarak bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikinde muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür.En sade anlatımla muvazaa,irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir.Böyle bir iddia karşısında,aslolan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır.(B.K.m.1.Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez;akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır.Bu haldede Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 1.4.1974 gün ve l/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur.
Miras bırakanın,ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi içinde, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri,elinde bulunan mal varlığının miktarı,temlik edilen malın,tüm mamelekine oranı,bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların gözönünde tutulması gerekir.
Somut olayda,bakım aktine konu temliki işlemler yukarıda açıklanan ilkeler ile birlikte değerlendirildiğinde,miras bırakanın mal varlığının önemli bir bölümünü teşkil eden taşınmazlarını değinilen akitle davalıya temlikinin ivaz karşılığı olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.Diğer temlikler ile birlikte bu işlemler düşünüldüğünde miras bırakanın ölünceye kadar bakma akti ile davalıya yaptığı intikalin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu sonucuna varılmaktadır.
Bunun yanında,miras bırakanın bağış iradesi ile davalı adına tesbitini sağladığı taşınmazların geçerli bir akitle davalıya intikal ettirildiği kabul edilmelidir.Geçerli bağış niteliğini taşıyan söz konusu geçirimlerde 1.4.1974 tarih,1/2 Sayılı İçtihatları Birleştirme Kararının uygulama yeri bulunmayacağı kuşkusuzdur.Ne var ki, davada tenkiste istendiğine göre koşulların da bulunması halinde kadastro tesbitine konu taşınmazlar yönünden tenkise hükmedilmesi gerekecektir.
SONUÇ : Hal böyle olunca,ölünceye kadar bakma aktine konu taşınmazlar yönünden iptal ve tescil isteğinin kabulüne,bağış yoluyla davalıya intikal eden taşınmazlar bakımından ise koşulların varlığı halinde tenkise hükmedilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir.Davacıların temyiz itirazları yerindedir.Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine,23.9.2004 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. _________________ Teşekkürlerinizi sol menüdeki "Ziyaretçi Defteri" sayfamıza ekleyebilirsiniz.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız