Eşim(karı) altı ay önce şiddetli geçimsizlik gerekçesiyle bana(koca) boşanma davası açtı. Dilekçesinde (tedbiri) iştirak nafakası ve 2 yaşındaki çocuğumuzun velayetinin de kendine verilmesini talep etti.
Üç ay önce ayrı eve taşındı. İlk duruşmaya kadar olan yaklaşık üç ay boyunca çocuğumuz Pazar sabahından Çarşamba akşamına kadar bende geriye kalan sürede annesinde kaldı. Eşim de ben de çalışıyoruz. Çocuğumuzun bakımıyla her iki yerde de aynı yatılı bayan bakıcı ilgilendi.
İlk duruşma gerçekleşti. Duruşmaya avukatsız katıldım.
Hâkim şiddetli geçimsizlik iddiasını taraflara sordu, eşim ve vekili teyit etti ancak ben kabul etmedim. Hâkimin “Şayet boşanma durumu gerçekleşir ise velayet talep edecek misin?” sorusunu da olumlu yanıtladım. Tedbiri velayete de talip olduğumu sorusu üzerine belirttim.
Hâkimin sorusu üzerine, ayrılık döneminde çocuğun nerede, ne süre ve ne koşulda kaldığını da açıkladım.
Eşim velayetin çocuğun anne şefkatine gereksinim duyduğu gerekçesiyle kendisine verilmesinin uygun olacağını ve benim çok sık iş seyahati yapmamdan dolayı uygun olmadığımı söyledi. Çocuğun babasıyla iyi ilişki kurmasını istediğini ve babasının istediği zaman kızıyla buluşmasına olanak sağlayacağını söyledi. Örnek olarak da; aramızdaki mutabakata göre annesinde olması gerektiği bir gün (duruşmadan bir gün önce Perşembe) babasının kızıyla zaman geçirmesini gösterdi.
Hâkim görüşümü sorduğunda, Çok sık seyahat ettiğim fikrinde olmadığımı (Mahkemede beyan etmedim - senede ortalama 6-7 kez toplam 20-25 gece şehir dışında bulunuyorum), çalışan olmama rağmen, serbest meslek sahibi gibi çalışma saatlerimin çok esnek olduğunu ve çoğu zaman bir mazeret belirtmeden ya da izin kullanmadan işe gitmeme rahatlığımın bulunduğunu söyledim. Örnek olarak da duruşmadan bir gün önce işe gitmeyip bütün günümü kızımla geçirdiğimi söyledim.
Hâkim duruşmayı beş ay sonrasına erteledi ve geçici velayeti anneye verdi. Kişisel ilişki geliştirmem için her ayın 1. ve 3. haftasının Cumartesi 10:00 ile Pazar 17:00 arası kızımla görüşme izni verdi. Davacının şahit ve/veya delillerini 10 gün (kesin süre değil) içerisinde bildirmesini ve benim de karşı şahit ve/veya delillerimi tebliği takiben on gün (kesin süre değil) içerisinde bildirmemi kararına ekledi.
Kararı dinledikten sonra kızımla yaz tatilinde kişisel ilişki geliştirme hakkımı sorduğumda. Gereği düşünüldüğü ve kararın yazıldığını ve zaten eşimle bu konuyu aramızda çözmüş olduğumuzu söyledi. Eğer bir çözüm olsaydı mahkemede olmayacağımızı, mahkeme öncesi ayrılık döneminde adil olmaya çalıştığımı, eğer bu çözüm ise karara bu şekilde geçmesini istedim. Bana velayet ve kişisel ilişki geliştirme dengesinde talep ettiğim şekilde karar veremeyeceğini ancak yaz tatilindeki talebim için dilekçe vermemi söyledi.
Kısa duruşma geçmişimiz bu kadar. Hukuki, sosyal ya da vicdani olarak, eşimin şiddetli geçimsizlik ya da başka bir sebep ile benden boşanmasının, hiçbir kusurum olmaması sebebiyle mümkün olmayacağı kanaatindeyim. Evliliğimiz ile ilgili ayrıntılara hukuki bir portalde girmenin gereği olmadığını düşünsem de hakaret, şiddet, aldatma, alkolizm, kumar ,akıl hastalığı, evlilik görevlerini yerine getirmeme vb. tüm konularda kanıtlanmış ya da kanıtlanamamış hiçbir durumun olmadığını belirtmek isterim.
Ancak eşimin benden boşanmak için izlemesi gereken yolları kararlılıkla sürdürdüğünü de görmekteyim.
Hukukçu olmamama rağmen beni bekleyen klasik sonucu da görmekteyim. Çocuğumdan koparılmak.
Dava dört ihtimalle sonuçlanacak.
A) Tümüyle ya da kısmi kusurlu bulunmam ve boşanma kararı ile velayetin anneye verilmesi. Böyle olacağını kesinlikle düşünmüyorum, ancak bir seçenek..
B) Hâkimin şahit ve /veya delilleri ikna edici bulmaması sonucu davayı reddi. Evliliğin devamı (hukuki olarak). Ancak bu durumda eşimin geri dönmeyeceğini düşünmekteyim. Üç senelik klasik ayrılık süresini doldurmayı seçecektir.
C) Evlilik birliğinin tekrar oluşabileceği/tam bozulmadığı kanaatiyle 1-3 yıl süreli ayrılık kararı.
D) Davacı tarafın duruşmalara gelmemesi sonucu davanın düşmesi.
Şimdi sorularıma geçmek istiyorum.
1)Bana tebliğ edilen davacı şahitleri eşimin ablası ve arkadaşı (benim de arkadaşım). Ancak şahitlik yapacakları konu ya da olay belirtilmediği için (sanırım genel şiddetli geçimsizlik konusunda şahitlik yapacaklar) benim karşı şahit ya da delilleri en azından bu etapta belirlemem mümkün değil. Çok iyi geçiniyorlar diye şahit getirmem komik olur diye düşünüyorum. Karşı şahit ya da delilleri, şahitleri dinledikten sonra bir sonraki duruşma için belirleme hakkım var mı?
2)Davanın reddi durumunda hukuken evliliğimiz sürüyor olacaktır. Evlilik durumunda velayet anne ve babanındır. Dava reddedilirse tedbiri velayet otomatik olarak düşer mi? Gerçek hayatta nasıl bir uygulama bizi bekler. Eşim dönmese dahi kızımı aile evine alabilir miyim?
Yoksa kaba tabiriyle kapanın elinde mi kalır?
3)Ayrılık kararı verilirse, tedbiri velayet devam eder mi? Gerçek hayatta karşılığı nedir?
4)Dava düşerse sonuçları davanın reddi gibi mi olur?
5)“Ana bakım ve sevgisine muhtaç küçüğe anasının daha iyi bakabileceği esastır. Ancak bu esas karineden ibarettir.” Kanunlar ve içtihatlar ne yazık ki bu esas üstüne kurulmuş durumda. “Velayet de esas çocuğun menfaatidir” çok uygun bir yaklaşım ancak benim durumda da gerçekleşeceğine inandığım gibi, hiçbir kusurum görülmese dahi velayetin anneye değil de bana verilmesi için sığınacağım gerekçeler (her zaman da geçerli değil), annenin ahlaksız yaşam tarzı ya da akli dengesinin çocuk yetiştirmeye engel olacak kadar bozuk olmasıyla mı sınırlıdır? Google search ya da profesyonel destek alan herhangi bir kötü niyetli anne velayeti uygun adımları izleyerek rahatlıkla alıyor ama çamaşır makinesini alıp gitmeye kalktığında ve siz bunu engellediğinizde çamaşır makinesinin kendi tarafından alındığını kanıtlamak durumunda kalıyor.
Eğer velayet de esas çocuğun menfaati ise, en azından kusursuz babalar için annenin uygunsuzluğunu kanıtlamak yerine karineden ibaret esas dikkate alınmadan hangi tarafın çocuk için daha uygun olduğu mahkeme tarafından araştırılamaz mı? Cinsiyetim hariç her konuda çocuğumu daha iyi yetiştireceğime inanıyorum, ancak hukuk önünde muhatap alınmıyorum.
Bu uzun mesajı okuyup yanıtladığınız için şimdiden teşekkür ederim.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız