| 82 yıllık borçlar kanunu değişiyor |
Eşler birbirlerinin rızasını aldıktan sonra kefil olabilecekler. Alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehinini paraya çevirmeden müteselsil kefili takip edebilecek. Verilen her türlü kefalet, 10 yıl sonra kendiliğinden ortadan kalkacak.
649 maddelik Türk Borçlar Kanunu Tasarısı, TBMM Başkanlığına sunuldu.
Tasarıya göre, eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilecek.
Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmeyecek.
Kefalette alacaklı, borçluya başvurmadıkça kefili takip edemeyecek. Ancak, borçlunun kesin aciz belgesi alması, borçlunun Türkiye'de takibatının imkansız hale gelmesi ve borçlunun iflasına karar verilmesi halinde kefil takip edilebilecek.
-MÜTESELSİL KEFALET...-
Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehinini paraya çevirmeden kefili takip edebilecek. Ancak, bunun için borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması veya borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması şartı aranacak.
Alacak, teslime bağlı taşınır rehini veya alacak rehini ile güvenceye alınmışsa, rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulmayacak. Ancak, alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hakim tarafından belirlenmesi veya borçlunun iflas etmesi ya da konkordato mehli verilmesi hallerinde, rehnin paraya çevrilmesinden önce de kefile başvurulabilecek.
Birden çok kişi, aynı borca birlikte kefil oldukları takdirde, her biri kendi payı için diğerlerinin payı için de kefile kefil gibi sorumlu olacak. Kendi aralarında müteselsil kefil olarak yükümlülük altına giren kefillerden her biri borcun tamamından sorumlu olacak.
Ancak, bir kefil, kendisiyle birlikte müteselsilen yükümlü bulunan ve Türkiye'de takip edilebilen bütün kefillere karşı takibe girişilmiş olmadıkça, kendi payını ödemesi veya payı için ayni güvence sağlaması koşuluyla, payından fazlasını ödemekten kaçınabilecek.
Birbirlerinden bağımsız olarak aynı borç için kefil olanlardan her biri, kefalet borcunun tamamından sorumlu olacak. Ancak, borcu ödeyen kefil aksine anlaşma olmadıkça, diğerlerine toplam kefalet miktarındaki payı oranında rücu hakkına sahip olacak.
Kefil, sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa belirtilen azami miktarla sınırlı olmak üzere asıl borç ile borcun faizini ödeyecek.
Hangi sebeple olursa olsun, asıl borç sona erince, kefil borcundan kurtulacak. Bir kişi tarafından verilen her türlü kefalet, 10 yıl geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkacak.
Kefalet, 10 yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak 10 yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilecek.
-KUMAR VE BAHİS-
Kumar ve bahisten doğan alacak hakkında dava açılamayacak ve takip yapılamayacak.
Kumar veya bahis için bilerek verilen avanslar ve ödünç paralar ile kumar ve bahis niteliğinde oldukları takdirde, borsada işlem gören malların, yabancı paraların ve kıymetli evrakın fiyat farkı esası üzerine yapılan vadeli satışlar hakkında da aynı hüküm uygulanacak.
Kumar oynayan veya bahse giren kişi tarafından imzalanmış adi borç veya kambiyo senedi, üçüncü bir kişiye devredilmiş olsa bile, hiçbir kimse bunlara dayanarak dava açamayacak ve takip yapamayacak.
Kumar ve bahis borcu için isteyerek yapılan ödemeler geri alınamayacak. Ancak, kumar veya bahsin usulüne göre yürütülmesi beklenmedik olayla veya diğer tarafın fiiliyle engellenmişse ya da diğer taraf kumar veya bahse hile karıştırmışsa, isteyerek yapılan ödeme geri alınabilecek.
Düzenlenmesine kanun veya yetkili makamlarca izin verilmiş olmadıkça piyango ve diğer şans oyunlarından doğan alacaklar hakkında dava açılamayacak ve takip yapılamayacak. İzin verilmemiş olan durumlarda, piyango ve diğer şans oyunları için de kumara ilişkin hükümler uygulanacak.
Yabancı ülkelerde kendi kurallarına uygun olarak düzenlenen piyango ve diğer şans oyunları, Türkiye'de yetkili makamlarca bunlara ait biletlerin satılmasına izin verilmiş olmadıkça, yasal korumadan yararlanamayacaklar.
KİRA BEDELLERİNDE YAPILACAK ARTIŞ, BİR ÖNCEKİ YILIN
ÜRETİCİ FİYAT ENDEKSİNİ (ÜFE) GEÇMEYECEK
Türk Borçlar Kanunu Tasarısı, kiracı-ev sahibi ilişkisi konusunda önemli yenilikler getiriyor.
Kira bedellerinde yapılacak artışlar, bir önceki yılın üretici fiyat endeksini (ÜFE) geçemeyecek. Konut ve işyeri kiralarında depozite, 3 aylık kira bedelini aşamayacak. Dövizle yapılan kira kontratlarında, 5 yıldan önce artış yapılamayacak. Komşulara gerekli saygıyı göstermeyen kiracının sözleşmesi iptal edilecek
TBMM Başkanlığına sunulan Türk Borçlar Kanunu Tasarısına göre, mal sahibi, kiralık yeri kararlaştırılan tarihte, sözleşmede amaçlanan kullanıma elverişli bir durumda teslim etmekle yükümlü olacak. Kiralık yerle ilgili zorunlu sigorta, vergi ve benzeri yükümlülükleri mal sahibi karşılayacak. Kiralanan yer sonradan ayıplı duruma gelirse kiracı, mal sahibinden ayıpların giderilmesini, kira bedelinden ayıpla orantılı bir indirim yapılmasını ya da zararının giderilmesini isteyebilecek. Önemli ayıp durumunda kiracının sözleşmeyi fesih hakkı saklı olacak.
Kiracı, mal sahibinden kiralanan yerle ilgili ayıbın uygun bir sürede giderilmesini isteyebilecek. Bu sürede ayıp giderilmezse kiracı bu ayıbı mal sahibi adına gidertebilecek ve bundan doğan alacağını kira bedelinden kesebilecek.
Sözleşmenin imzalanmasından sonra kiralanan yer herhangi bir nedenle el değiştirirse, yeni malik kira sözleşmesinin tarafı olacak. Kiralanan yerin el değiştirmesiyle ilgili hükümler, kıyas yoluyla uygulanacak. Kiracı, aksine sözleşme olmadıkça, kira bedelini ve gerekiyorsa yan giderleri, her ayın sonunda ve en geç kira süresinin bitiminde ödeyecek. Kiracı, kiralanan yerin tesliminden sonra hemen ödenmesi gereken kira bedelini veya yan gideri ödemezse, mal sahibi yazılı olarak bir süre verecek. Bu süre içinde de ödenmezse mal sahibi, sözleşmeyi feshedeceğini kiracıya bildirecek.
Kiracıya verilecek süre en az 10 gün, konut ve işyeri kiralarında ise en az 30 gün olacak. Süre, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlayacak.
-KOMŞUYA SAYGI-
Kiracı, kiralanan yeri sözleşmeye uygun olarak özenle kullanacak ve komşulara gerekli saygıyı gösterecek. Kiracının bu yükümlülüğüne aykırı davranması durumunda ev sahibi otuz gün süre vererek durumunu düzeltmesi için ihtarda bulunacak. Ancak, kiracının davranışları komşular tarafından çekilmez hale gelirse, ev sahibi yazılı bildirimle sözleşmeyi hemen feshedebilecek.
Kiracı, kiralanan yerin olağan kullanımı için gerekli temizlik ve bakım giderlerini ödemekle yükümlü olacak. Mal sahibi, konut veya işyerinde kira sözleşmesinin feshini gerektirmeyen yenilik ve değişiklikler yapabilecek.
Kiracı, ev sahibinin rızasıyla konut veya işyerinde değişiklikler yapabilecek. Yazılı olarak kararlaştırılmadıkça, mal sahibi eski haline getirilmesini isteyemeyecek.
Kiracı, mal sahibinin yazılı rızasını almadıkça kira ilişkisini başkasına devredemeyecek. Fakat mal sahibi, işyeri kiralarında haklı bir sebep olmadıkça bu rızayı vermekten kaçınamayacak.
-SÖZLEŞME FESHİ...-
Kiracı, sözleşmenin bitiş süresinden önce kiralanan yeri geri vermesi durumunda, kira sözleşmesinden doğan borçları makul bir süre ödemeye devam edecek. Yeni bir kiracı bulunması durumunda, kiracının kira sözleşmesinden doğan borçları sona erecek. Kiracının ölmesi durumunda mirasçıları, yasal fesih bildirim süresine uyarak en yakın fesih dönemi sonu için sözleşmeyi iptal edebilecek.
Kiracı, kiralanan yeri ne durumda teslim almışsa, kira sözleşmesinin bitiminde o durumda yeri geri vermekle yükümlü olacak. Ancak, kiracı sözleşmeye uygun kullanım dolayısıyla kiralananda meydana gelen eskimelerden ve bozulmalardan sorumlu olmayacak. Mal sahibi, kiracının sorumlu olduğu eksiklikleri ve ayıpları hemen yazılı olarak bildirecek.
Kiracı, sözleşmede aksi öngörülmedikçe ısıtma, aydınlatma ve su gibi kullanma giderlerini karşılayacak. Kiracı ayrıca istemesi durumunda bu faturaların bir örneğini mal sahibine verecek.
-DEPOZİTOYA SINIRLAMA-
Konut ve çatılı işyerlerinde, mal sahibine verilen depozito miktarı, 3 aylık kira bedelini aşamayacak. Güvence olarak para verilmesi kararlaştırılmışsa kiracı, mal sahibinin onayı olmaksızın çekilmemek üzere, parayı vadeli bir tasarruf hesabına yatıracak. Güvence senetleri ise bankaya depo edilecek. Banka güvenceleri ancak, iki tarafın rızasıyla veya kesinleşmiş bir mahkeme kararı ya da icra kararına dayanarak geri verebilecek.
-KİRA ARTIŞINA SINIRLAMA-
Kira sözleşmelerinde kira bedelinin belirlenmesi dışında, kiracı aleyhine değişiklik yapılamayacak.
Tasarıya göre kira bedelleri, bir önceki yılda gerçekleşen üretici fiyat endeksindeki (ÜFE) artış oranını geçmemek koşuluyla artırılabilecek. Bu kural bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanacak.
Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılmamışsa, kira bedeli, bir önceki kira yılının üretici fiyat endeksindeki artış oranını geçmemek koşuluyla hakim tarafından, kiralananın durumu gözönüne alınarak hakkaniyete göre belirlenecek. Kira bedeli yabancı bir para birimiyle belirlenmişse, 5 yıl geçmedikçe kira bedelinde değişiklik yapılamayacak. Bu süre geçtikten sonra kira bedelinin belirlenmesinde, yabancı paranın değerindeki değişiklikler de dikkate alınarak emsal kira bedellerine göre güncelleme yapılacak.
-SÖZLEŞME UZATIMI-
Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı, süre bitiminden en az 15 gün önce bildirimde bulunmadığı takdirde sözleşme aynı koşullarla 1 yıl uzatılmış sayılacak. Mal sahibi, sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremeyecek.
-TAHLİYEDE EŞ RIZASI ARANACAK-
Aile konutu olarak kullanılmak üzere kiralanan taşınmazlarda kiracı, eşinin açık rızası olmadıkça kira sözleşmesini feshedemeyecek. Bu rızanın alınması mümkün olmazsa veya eş haklı sebep olmaksızın rızasını vermekten kaçınırsa kiracı, hakimden bu konuda bir karar vermesini isteyebilecek.
Mal sahibi, bakmakla yükümlü olduğu kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi olması durumunda, kiralanan yerin inşası ve imarı amacıyla esaslı onarım, genişletme ya da değiştirme durumunda 1 ay içinde açacağı davayla sözleşmeyi sona erdirebilecek.
Mal sahibi, bu gerekçelerle kiracıyı çıkartması durumunda, kiralık yerini 3 yıl süreyle başka bir kiracıya veremeyecek. Yeniden inşa veya imar amacıyla boşalttırılan yerler de eski haliyle, haklı bir sebep olmaksızın aradan üç yıl geçmedikçe başkasına kiralanamayacak. Yeniden inşa ve imarı gerçekleştirilen taşınmazlarda, eski kiracalar, öncelik hakkına sahip olacak. Bu hak, mal sahibinin yapacağı yazılı bildirimi izleyen bir ay içinde kullanılması gerekecek. Bu öncelik hakkı sona erdirilmedikçe, konut veya işyeri 3 yıl süreyle başkasına kiralanamayacak.
Bu hükümlere aykırı davranan ev sahipleri, eski kiracısına son kira yılında ödenmiş olan bir yıllık kira bedelinden az olmamak üzere tazminat ödemekle yükümlü olacak.
TASARIYA GÖRE, SATICI, ALICIYA KARŞI; SATIN ALINAN
MALDA; ALICININ BEKLEDİĞİ YARARLARI ORTADAN KALDIRAN
VEYA ÖNEMLİ ÖLÇÜDE AZALTAN MADDİ, HUKUKİ, EKONOMİK
AYIPLARIN BULUNMASINDAN DA SORUMLU OLACAK
Türk Borçlar Kanunu Tasarısı, taksitli satışlar ile alıcı ve satıcıları ilgilendiren bazı düzenlemeler getiriyor.
TBMM Başkanlığına sunulan Türk Borçlar Kanunu Tasarısına göre, birden çok borçludan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olmayı kabul ettiğini bildirmesi halinde, müteselsil borçluluk doğacak.
Alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ödenmesini, borçluların hepsinden veya sadece birinden isteyebilecek. Borçluların sorumluluğu, borcun tamamı ödeninceye kadar devam edecek.
Borçlulardan biri, ödeme veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını ödemişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olacak.
Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtaracak. Borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ödemeden, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumlu olacak.
Borçlulardan birinden alınamayan miktarı, diğer borçlular; eşit olarak üstlenecek.
Müteselsil alacaklılık, borçlunun, alacaklılardan her birine borcun tamamını isteme hakkını tanıdığı veya kanunun belirlediği durumlarda doğacak.
Borçlu, alacaklılardan birine yaptığı ödemeyle, bütün alacaklılara karşı borcundan kurtulacak.
Borçlu, alacaklılardan birinin icraya veya mahkemeye başvurduğu kendisine bildirilmedikçe, istediği bir alacaklıya ödeme yapabilecek.
Alacaklı, kendisine düşen paydan fazlasını elde etmesi halinde, bu fazlalığı; payını alamamış diğer alacaklılara ödeyecek.
Borca katılan ile borçlu, alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olacak.
-ÖNALIM HAKKI-
Tasarı, mevcut kanunda yer almayan ''sözleşmeden doğan ön alım hakkı'' na ilişkin düzenlemeler getiriyor.
Önalım ve geri alım hakları, en çok 25 yıllık, alım hakkı ise en çok 10 yıllık süre için kararlaştırılabilecek ve kanunlarda belirlenen süreyle tapu siciline yazılacak.
Aksine anlaşma olmadıkça, sözleşmeden doğan ön alım, alım ve geri alım hakları devredilemeyecek, ancak miras yoluyla geçecek.
Bu hakların devredilebileceği sözleşmeyle kararlaştırılmışsa, devir işlemi hakkın kurulması için öngörülen şekilde yapılmadıkça geçerli olamayacak.
Önalım hakkı, taşınmazın satışı ya da ekonomik bakımdan satışa eşdeğer her türlü işlemin yapılması durumunda kullanılabilecek.
Satıcı veya alıcı, satış sözleşmesinin yapıldığını ve içeriğini; ön alım hakkı sahibine noter aracılığıyla bildirecek.
Sözleşmeden doğan ön alım hakkını kullanmak isteyen hak sahibi, bu hak şerh edilmiş ve taşınmazın mülkiyeti alıcı adına tescil edilmişse alıcıya; aksi takdirde satıcıya karşı, satışın veya ekonomik bakımdan satışa eşdeğer başka bir işlemin kendisine bildirildiği tarihten başlayarak 3 ay ve her halde satışın yapılmasından başlayarak 2 yıl içinde dava açabilecek.
-''CAYMA DEĞİL, SÖZLEŞME KANITI''-
Sözleşme yapılırken verilen bir miktar para, cayma parası olarak değil, sözleşmenin yapıldığına kanıt olarak verilmiş sayılacak. Aksine bir sözleşme veya yerel adet olmadıkça, bu para (bağlanma parası) esas alacaktan düşecek.
Cayma parası kararlaştırılmışsa, taraflardan her biri sözleşmeden cayma hakkına sahip olacak, parayı veren cayarsa verdiğini bırakacak; alan cayarsa aldığının 2 katını geri verecek.
Alacaklı hiçbir zarara uğramasa bile, kararlaştırılan ceza ödenecek. Alacaklı, uğradığı zararın, kararlaştırılan ceza tutarını aşması halinde, borçlunun kusuru bulunduğunu ispat etmedikçe aşan miktarı isteyemeyecek.
Taraflar, cezanın miktarını serbestçe belirleyebilecek. Asıl borç; herhangi bir nedenle geçersizse veya sonradan borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir nedenle imkansız hale gelmişse, cezanın ödenmesi istenemeyecek. Ceza koşulunun geçersiz olması veya borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir nedenle sonradan imkansız hale gelmesi, asıl borcun geçerliliğini etkilemeyecek.
Hakim, aşırı gördüğü ceza koşulunu indirebilecek.
-ALACAĞIN 3. KİŞİYE DEVRİ-
Alacaklı, kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü kişiye devredebilecek. Alacağın devri, yazılı şekilde yapılmasıyla geçerli sayılacak.
Borçlu, alacağın devredildiğinin devreden veya devralan tarafından kendisine bildirilmemesi halinde önceki alacaklıya; alacak birkaç kez devredilmişse, son devralan yerine önceki devralanlardan birine iyi niyetle ifada bulunarak borcundan kurtulacak.
Alacak, bir edim karşılığında devredilmişse devreden, devir sırasında alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücüne sahip olduğunu garanti etmiş olacak.
Alacak bir edim karşılığı olmaksızın devredilmiş ya da kanun gereğince başkasına geçmişse, devreden veya önceki alacaklı, alacağın varlığından ve borçlunun ödeme gücünden sorumlu olmayacak.
-BORCUN ÜSTLENİLMESİ-
Borçlu ile iç üstlenme sözleşmesi yapan kişi, borcu bizzat ödeyerek veya alacaklının rızasıyla borcu üstlenerek, borçluyu borcundan kurtarma yükümlülüğü altına girecek.
Borçlu, iç üstlenme sözleşmesinden doğan borçlarını ödemedikçe, diğer taraftan yükümlülüğünü yerine getirmesini isteyemeyecek. Borçlu, borcundan kurtarılmamışsa, diğer taraftan güvence isteyebilecek.
Borcun üstlenilmesine ilişkin öneri, alacaklı tarafından her zaman kabul edilebilecek. Ancak, üstlenen veya önceki borçlu, kabul için bir süre koyabilecek. Alacaklı bu sürenin bitimine kadar susarsa, öneri reddedilecek.
Önerinin alacaklı tarafından kabul edilmesinden önce, yeni bir iç üstlenme sözleşmesi yapılacak.
Dış üstlenme sözleşmesi hükümsüz hale gelmesi halinde, iyi niyetli üçüncü kişilerin hakları saklı kalmak üzere, eski borç bütün bağlı borçlarıyla birlikte devam edecek.
-İŞLETMELERİN DEVRİ-
Bir mal varlığını veya bir işletmeyi, aktif ve pasifleriyle devralan, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için Ticaret Sicili Gazetesinde, diğerleri için Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlanacak ilanla duyurduğu tarihten başlayarak, onlara karşı mal varlığındaki veya işletmedeki borçlardan sorumlu olacak.
Bununla birlikte, 2 yıl süreyle önceki borçlu da devralanla birlikte müteselsil borçlu olarak sorumlu olacak. Bu süre, hemen ödenmesi gereken borçlar için, bildirme veya duyuru tarihinden; daha sonra ödenecek borçlar için ise, muacceliyet tarihinden işlemeye başlayacak.
Bir işletme, başka bir işletmeyle aktif ve pasiflerin karşılıklı olarak devralınması ya da birinin diğerine katılması yoluyla birleştirilirse, her iki işletmenin alacaklıları, bir mal varlığının devralınmasından doğan haklara sahip olacak, bütün alacaklarını yeni işletmeden alabilecek.
Bir tek kişiye ait olup da, kollektif veya komandit ortaklık haline dönüştürülen bir işletmenin borçları hakkında da aynı hüküm uygulanacak.
-SATIŞ SÖZLEŞMESİ-
Satış sözleşmesiyle, aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ödemekle yükümlü olacak.
Satılanın yarar ve hasarı; taşınır satışlarında zilyetliğin devri, taşınmaz satışlarında ise tescil anına kadar satıcıya ait olacak.
Taşınır satışlarında, alıcının satılanın zilyetliğini devralmada temerrüte düşmesi durumunda, zilyetliğin devri gerçekleşmişcesine satılanın yarar ve hasarı alıcıya geçecek. Satıcı alıcının isteği üzerine satılanı ifa yerinden başka bir yere gönderirse, yarar ve hasar, satılanın taşıyıcıya teslim edildiği anda alıcıya geçecek.
Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması nedeniyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen, niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu tutulacak. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile bunlardan sorumlu olacak.
Hayvan satışında satıcı, yazılı olarak üstlenmedikçe veya ağır kusuru olmadıkça ayıptan sorumlu tutulamayacak.
Satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurluysa, ayıptan sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan her anlaşma, hükümsüz sayılacak.
Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu olmayacak, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olacak.
Alıcı, devraldığı satılanda, satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde satıcıya bildirecek. Alıcı, bunu ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılacak.
-ALICININ HAKLARI-
Alıcı, satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde, satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönebilecek, satılanı alıkoyup, ayıp oranında satış bedelinde indirim isteyebilecek, aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını veya satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteyebilecek, tazminat talebinde bulunabilecek.
Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek, seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilecek.
Alıcı, sözleşmeden dönme hakkını kullanırsa, hakim, durum bunu haklı göstermiyorsa satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilecek.
Satılanın değerindeki eksiklik, satış bedeline çok yakınsa alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilecek.
Satış sözleşmesinden dönen alıcı, satıcıdan; ödediği satış bedelini, faiziyle birlikte geri verilmesini, yargılama giderleriyle satılan için yaptığı giderlerin ödenmesi, ayıplı maldan doğan doğrudan zararının giderilmesini isteyebilecek.
Satıcı, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alıcının diğer zararlarını da giderecek.
Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak 2 yıl geçmekle zaman aşımına uğrayacak.
Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurluysa 2 yıllık zaman aşımı süresinden yararlanamayacak.
-TAKSİTLE SATIŞLAR-
Aksine sözleşme olmadıkça, satılan taşınmaz, satış sözleşmesinde yazılı yüz ölçümü tutarını kapsamıyorsa satıcı, eksiği için alıcıya tazminat ödeyecek.
Bir yapının ayıplı olmasından doğan davalar, mülkiyetin geçmesinden başlayarak 5 yılda zaman aşımına uğrayacak. Ancak, satıcı ağır kusurlu ise, 5 yıllık zaman aşımı süresinden yararlanamayacak.
Taksitle satış sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olamayacak. Malın, satıcının ticari faaliyeti kapsamında satılması halinde, sözleşmede, alıcının 7 gün içinde sözleşme yapılması konusundaki irade açıklamasını geri alma hakkı, temerrüt veya vadenin ertelenmesi durumunda, yasal faiz oranının yüzde 30 fazlasını geçmemek üzere ödenecek faiz de belirtilecek.
Alıcı, peşin satış bedelinin en az 10'da 1'ini en geç teslim anında peşin olarak, satış bedelinin geri kalan kısmını da sözleşmeyi izleyen 3 yıl içinde ödeyecek.
Bakanlar Kurulu, satılanın türüne göre peşinat miktarı ile yasal ödeme sürelerini yarıya kadar indirebileceği gibi, 2 katına kadar çıkartabilecek.
Taksit borcu kambiyo senedine bağlanmamışsa, alıcı, satış bedelinin kalan kısmını bir defada ödeyebilecek. Bu durumda, peşin satış bedeline ilave edilen bedelin ödenmemiş taksitlere isabet eden kısmı, yarısından az olmamak üzere ödeme süresinin kısaltılmasına uygun olarak indirilebilecek.
Satıcı, alıcının peşinatı ödemede faize düşmesi halinde sadece peşinatı isteyebilecek veya sözleşmeden dönebilecek.
Satıcı, alıcının taksitleri ödemede temerrüte düşmesi halinde ise, hemen ödenmesi gereken taksitlerin veya geri kalan satış bedelinin tamamının bir defada ödenmesini talep edebilecek veya sözleşmeden vazgeçebilecek.
Hakim, alıcının, faize düşen borçlarını ödeyeceği güvencesi vermesi ve satıcının da bu yeni düzenleme dolayısıyla herhangi bir zararının söz konusu olmaması koşuluyla, alıcıya ödeme kolaylıkları sağlayabilecek, satıcının satılanı geri almasını engelleyebilecek.
SÖZLEŞMELERDE, GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA KULLANILABİLECEK.
GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA, EL YAZISIYLA ATILMIŞ İMZANIN
BÜTÜN HUKUKİ SONUÇLARINI DOĞURACAK
Türk Borçlar Kanunu Tasarısına göre, bireysel sözleşmelerde, ''güvenlik elektronik imza'' kullanılabilecek.
Tasarıya göre, borç ilişkilerini düzenleyen bireysel sözleşmeler, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulacak.
Ismarlanmayan bir şeyi posta kutusunda veya kapısının önünde bulan ya da başka bir yolla alan kişi, söz konusu şeyi geri göndermek veya saklamakla yükümlü olmayacak. Ismarlanmamış bir şeyin ''yanlışlıkla gönderildiği açıkça'' anlaşılırsa, onu alan kişi, uygun bir sürede gönderene haber verecek.
Bir sonucun gerçekleşmesi karşılığında ödül vereceğini ilan yoluyla duyuran kimse, sözünü yerine getirmekle yükümlü olacak.
-GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA-
Kanunda yazılı şekilde yapılması öngörülen bir sözleşmenin değiştirilmesinde de yazılı şekle uyulması zorunlu olacak. Yazılı şekilde yapılması öngörülen sözleşmelerde borç altına girenlerin imzalarının bulunması zorunlu olacak. Kanunda aksi öngörülmedikçe, ''İmzalı mektup, asılları borç altına girenlerce imzalanmış telgrafların'' yazılı şekle uygun olduğuna ilişkin düzenlemeye, ''teyit edilmiş olmaları kaydıyla faks veya buna benzer iletişim araçları ya da güvenli elektronik imza ile gönderilip saklanabilen metinler'' de eklenerek sözleşmenin yazılı şekil unsuru kapsamı genişletilecek.
Güvenli elektronik imza, el yazısıyla atılmış imzanın bütün hukuki sonuçlarını doğuracak.
-BOŞ KAĞIDA İMZA ATILMASI-
Usulüne göre onaylanmadıkça veya imza ettikleri sırada metnin içeriğini bildikleri ispat edilmedikçe, körlerin imzaları onları bağlamayacak.
Açığa atılan imzanın üzerine sonradan yazılan metnin, imza atanın iradesine uygun olduğu kabul edilecek. Durumun özelliği aksini göstermedikçe, yazılan metnin anlaşmaya aykırı olduğunu ispat yükü, açığa imza atan kişiye ait olacak.
-KİTLE SÖZLEŞMELERİ-
Bireysel sözleşmelerden farklı olarak; önceden bankalar, sigorta, seyahat ve taşıma işletmeleri gibi şirketler tarafından hazırlanan soyut ve tek yanlı sözleşmelerle ilgili yeni düzenleme yapılacak. ''Kitle sözleşmesi'', ''katılmalı sözleşme'', ''tip sözleşme'' denilen sözleşmeler için belirlenen ''genel işlem koşullarıyla'' bireyin korunması sağlanacak.
Karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkanı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlı olacak. Aksi takdirde, genel işlem koşulları yazılmamış sayılacak.
Sözleşmenin yazılmamış sayılan genel işlem koşulları dışındaki hükümleri geçerliliğini koruyacak.
Genel işlem koşullarında yer alan bir hüküm, açık ve anlaşılır değilse veya birden çok anlama geliyorsa, düzenleyenin aleyhine ve karşı tarafın lehine yorumlanacak.
Genel işlem koşullarının belirleyicileri, ''tek yanlı, dilediği gibi'' sözleşmeyi değiştirme ya da yeni düzenleme yapma yetkisine sahip olmayacak. Genel işlem koşullarının bulunduğu bir sözleşmede veya ayrı bir sözleşmede yer alan ve düzenleyene tek yanlı olarak karşı taraf aleyhine genel işlem koşulları içeren sözleşmenin bir hükmünü değiştirme ya da yeni düzenleme getirme yetkisi içeren kayıtlar yazılmamış sayılacak.
Genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamayacak.
-TAZMİNATTA SORUMLULUK-
Bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa; hakim, kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkanı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar verecek.
Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanacak. Müteselsil sorumluluk, bu kişilerden her biri için tek başına sorumlu olsalardı yükümlü tutulacakları tazminat miktarıyla sınırlı olacak.
Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulacak.
Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip olacak. Tarafların ekonomik durumları göz önünde tutulduğunda hakkaniyet gerektiriyorsa, hakim, kusura bağlı olmaksızın zarar verenin sebep olduğu zararın, uygun biçimde giderilmesine karar verebilecek.
-İŞLETMELERE TEHLİKE SORUMLULUĞU-
Bir başkasına ait bina veya diğer yapı eserlerinden zarar görme tehlikesiyle karşılaşan kişi, bu tehlikenin giderilmesi için gerekli önlemlerin alınmasını hak sahiplerinden isteyebilecek.
Önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğduğu takdirde, bu zarardan işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumlu olacak.
Bir işletmenin, mahiyeti veya faaliyette kullanılan malzeme, araçlar ya da güçler göz önünde tutulduğunda, bu işlerde uzman bir kişiden beklenen tüm özenin gösterilmesi durumunda bile sıkça veya ağır zararlar doğurmaya elverişli olduğu sonucuna varılırsa, bunun önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletme olduğu kabul edilecek. Özellikle, herhangi bir kanunda benzeri tehlikeler arz eden işletmeler için özel bir tehlike sorumluluğu öngörülmüşse, bu işletme de önemli ölçüde tehlike arz eden işletme sayılacak.
Önemli ölçüde tehlike arz eden işletmenin faaliyetine hukuk düzenince izin verilmiş olsa bile, zarar görenler, bu işletmenin faaliyetinin sebep olduğu zararlarının uygun bir bedelle denkleştirilmesini isteyebilecek.
-ZAMANAŞAMI SÜRELERİ-
Haksız fiil tazminatı için Borçlar Kanununda öngörülen 1 yıllık süre, 2 yıla çıkarılacak.
Borçlar Kanununda yer alan 10 yıllık uzun zamanaşımı süresi ise, ''her halde, fiilin işlendiği tarihten başlayarak'' 20 yıla çıkarılacak.
Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak 2 yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak 20 yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacak.
Tazminatın ödenmesi kendisinden istenilen kişi, durumu birlikte sorumlu olduğu kişilere bildirmek zorunda olacak. Aksi takdirde zamanaşımı, bu bildirimin dürüstlük kurallarına göre yapılabileceği tarihte işlemeye başlayacak.
-SOSYAL GÜVENCESİ OLMAYANLAR-
Tasarıyla, hiçbir sosyal güvenceden yararlanamayacak durumda olan, uğradığı zararın giderilmesi için acil parasal desteğe ihtiyaç duyan zarar görenlerin lehine düzenleme yapılacak Buna göre, zarar görenin iddiasının haklılığını gösteren inandırıcı kanıtlar sunması ve ekonomik durumunun da gerektirmesi koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda hakime, istem üzerine tazminat yükümlüsünün zarar görene geçici ödeme yapmasına karar verebilecek.
Zarar görenin açtığı davanın reddine karar verilmesi durumunda ise hakim, davacının aldığı geçici ödemeleri, yasal faizi ile birlikte geri vermesine hükmedecek.
-FAİZE SINIR-
Faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenecek.
Olağanüstü faiz oranları karşısında tüketicinin korunmasını öngören tasarıya göre, sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, belirlenen yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamayacak.
İfasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde, borçlunun temerrütü halinde alacaklı, ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi, sözleşmeyi feshederek sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini isteyebilecek.
Üçüncü bir kişinin fiilini başkasına karşı üstlenen, bu fiilin gerçekleşmemesinden doğan zararı gidermekle yükümlü olacak.
Kendi adına sözleşme yapan kişi, o sözleşmeye üçüncü kişi yararına bir edim yükümlülüğü koydurmuşsa, edimin üçüncü kişiye ifa edilmesini isteyebilecek.
Üçüncü kişi veya üçüncü kişiye halef olanlar da tarafların amacına veya örf ve adete uygun düştüğü takdirde edimin ifasını isteyebilecekler.
-ÇALIŞANIN SİGORTASI-
Başkasını çalıştıran kişi, çalıştırdığı kişiye karşı hukuki sorumluluğunu güvence altına almak üzere sigorta yaptırmışsa, sigortadan doğan haklar doğrudan doğruya çalışana ait olacak. Çalıştıran kişinin, sigorta primlerinin en az yarısını ödemesi koşulu kaldırılacak,
Çalışana ödenecek sigorta tazminatı, genel hükümlere göre ödenecek tazminattan indirilecek.
Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilecek. Borcun ifası, borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle kısmen imkansızlaşırsa borçlu, borcunun sadece imkansızlaşan kısmından kurtulacak.
Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum ortaya çıkarsa; borçlu, hakimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahip olacak. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, sözleşmeden dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanacak.
TASARIYA GÖRE, İŞVEREN; KADIN VE ERKEK İŞÇİLERİN
CİNSEL TACİZE UĞRAMAMALARI VE CİNSEL TACİZE UĞRAMIŞ
OLANLARIN DA DAHA FAZLA ZARAR GÖRMEMELERİ İÇİN GEREKLİ
ÖNLEMLERİ ALACAK
İşveren; kadın ve erkek işçilerin cinsel tacize uğramamaları ve cinsel tacize uğramış olanların da daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri alacak.
TBMM Başkanlığına sunulan Türk Borçlar Kanunu tasarısına göre, hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi, işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmeyi kapsayacak.
İşçi, işverene ait makineleri, araç ve gereçleri, teknik sistemleri, tesisleri ve taşıtları, usulüne uygun olarak kullanmak ve bunlarla birlikte işin görülmesi için kendisine teslim edilmiş olan malzemeye özen göstermekle yükümlü olacak.
İşveren, işin görülmesi ve işçilerin işyerindeki davranışlarıyla ilgili genel düzenlemeler yapabilecek, onlara özel talimat verebilecek. İşçiler de bunlara dürüstlük kurallarının gerektirdiği ölçüde uyacak.
İşçi, işverene kusuruyla verdiği her türlü zarardan sorumlu olacak. Bu sorumluluğun belirlenmesinde; işin tehlikeli olup olmaması, uzmanlığı ve eğitimi gerektirip gerektirmemesi ile işçinin işveren tarafından bilinen veya bilinmesi gereken yetenek ve nitelikleri göz önünde tutulacak.
İşveren, fazla çalışma için işçiye normal çalışma ücretini en az yüzde 50 fazlasıyla ödeyecek. İşveren, işçinin izniyle fazla çalışma ücreti yerine, uygun bir zamanda fazla çalışmayla orantılı olarak izin verebilecek.
İşveren, bayram, yılbaşı ve doğum günü gibi belirli günler dolayısıyla işçilerine özel ikramiye verebilecek. Ancak, işçilerin bu ikramiyeyi istem hakları, bu konuda anlaşma olması halinde doğacak.
Aksine bir adet olmadıkça, işçiye ücreti her ayın sonunda ödenecek. Ücret, sözleşmeyle aksi kararlaştırılmadıkça, işyerinde veya özel olarak açılan bir banka hesabına ödenecek. Her ödeme döneminde, işçiye hesap pusulası verilecek. İşveren, işçiden olan alacağı ile ücret borcunu, işçinin rızası olmadıkça takas edemeyecek.
İşçilerin ücretlerinin dörtte birinden fazlası haczedilemeyecek, başkasına devredilemeyecek. Ancak, işçinin bakmakla yükümlü olduğu aile bireyleri için hakim tarafından takdir edilecek miktar, bu orana dahil edilmeyecek.
-İŞYERİNDE CİNSEL TACİZE ÖNLEM-
İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek, sağlığını gerektirdiği ölçüde gözetmek ve işyerinde ahlaka uygun bir düzenin gerçekleştirilmesini sağlamakla, özellikle kadın ve erkek işçilerin cinsel tacize uğramamaları ve cinsel tacize uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlü olacak.
İşveren, işçinin yaşamını, sağlığını ve bedensel bütünlüğünü korumak için gerekli önlemleri alacak. Buna göre işveren, hizmet ilişkisinin ve yapılan işin niteliği göz önünde tutulduğunda, hakkaniyet gereği kendisinden beklenen; deneyimlerin zorunlu kıldığı, teknik açıdan uygulanabilir ve işyerinin özelliklerine uygun olan önlemleri almakla yükümlü olacak.
İşçi, kusuru olmaksızın hastalık veya kaza gibi sebeplerle iş göremezse, işveren, sosyal sigortalar yardımlarından yararlanamayan, bir yıla kadar çalışmış işçinin bakımını ve tedavisini, 2 hafta süreyle yapacak. İşçinin bir yılı aşan her hizmet yılı için söz konusu süre, 4 haftayı aşmamak üzere 2'şer gün artırılacak. İşveren, işçinin gebeliğinde ve doğum yapması durumunda da aynı edimleri yerine getirmekle yükümlü olacak.
-İŞÇİNİN KİŞİSEL BİLGİLERİ..-
İşveren, işçiye ait kişisel verileri, ancak işçinin işe yatkınlığıyla ilgili veya hizmet sözleşmesinin ifası için zorunlu olduğu ölçüde kullanabilecek.
İşveren, işçiye her hafta, kural olarak pazar günü veya durum ve koşullar buna imkan vermiyorsa, bir tam çalışma günü izin verecek. Hizmet sözleşmesinin feshi halinde ise bildirim süresi içinde işçiye ücretinde bir kesinti yapmaksızın günde 2 saat iş arama izni verilecek.
İşveren, en az bir yıl çalışmış olan işçilere, yılda en az 2 hafta, 18 yaşından küçük işçiler ile 50 yaşından büyük işçilere de en az 3 hafta ücretli yıllık izin verecek.
İşçi, bir hizmet yılı içinde kendi kusuruyla toplam bir aydan daha uzun bir süreyle hizmeti yerine getirmezse işveren, çalışılmayan her tam ay için, yıllık ücretli izin süresinden bir gün indirim yapabilecek.
Hizmet sözleşmeleri, işçinin yazılı rızası alınmak suretiyle, sürekli olarak başka bir işverene devredilebilecek.
İşçi, haklı sebep olmaksızın hizmet sözleşmesi feshedilirse, sözleşme süresince kazanabileceği miktarı, tazminat olarak isteyebilecek. İşçinin haklı sebep olmaksızın işe başlamadığı veya aniden işi bıraktığı hallerde işveren, aylık ücretin dörtte birine eşit bir tazminat isteme hakkına sahip olacak. İşverenin, ayrıca ek zararlarının giderilmesini de isteyebilecek.
Sözleşmenin sona ermesiyle, sözleşmeden doğan bütün borçlar muaccel olacak. Muacceliyet anı, işçinin aracılığı suretiyle kurulan hukuki ilişkilerde üçüncü kişinin üstlendiği borç, hizmet sözleşmesinin sona ermesinden sonra tamamen veya kısmen ifa edilecekse 6 aya; dönemsel edimler içeren ilişkilerde 1 yıla; sigorta sözleşmelerinde veya ifası 6 aydan uzun bir süreye yayılmış olan işlerde ise 2 yıla kadar yazılı bir anlaşmayla ertelenebilecek.
-REKABETE AYKIRI DAVRANIŞ-
Rekabet yasağına aykırı davranan işçi, bunun sonucu olarak işverenin uğradığı bütün zararları gidermekle yükümlü olacak.
Yasağa aykırı davranış bir ceza koşuluna bağlanmışsa ve sözleşmede aksine bir hüküm de yoksa, işçi öngörülen miktarı ödeyerek rekabet yasağına ilişkin borcundan kurtulabilecek; ancak işçi, bu miktarı aşan zararı gidermek zorunda olacak.
Zaman
|
| |
|
| | Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız. |
|
|
|
|